HAYAL
VE YARATICILIK
"Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur."
Sözü size ne düşündürüyor ?
Hayallerin gerçekleşmesi o hayalleri kurduğumuz anlarda hissedeceğimizi
düşündüğümüz tatminden neden daha yavan geliyor bizlere acaba, hiç düşündünüz
mü?
Hatta gerçekleşen bir hayalinizi hatırlayın hemen şimdi, neler
ummuştunuz, hayaliniz gerçek olunca ne buldunuz karşınızda, duygularınız sizi
hayal kırıklığına mı sevk etti?
Çok mu karamsar bir tablo çizdim, artık hayal kurmayın mı demek istedim
acaba ! Hayır sevgili dostlar, lütfen okumaya devam edin.
Hayal kurma eylemine farklı bir açıdan bakalım; hayal, hedef ve
yaratıcılık arasındaki ilişkiye…
Hayal kurmak beyni o hayali gerçekleştirmek için fikir üretmeye sevk
eder ki bunun bir adı da yaratıcılıktır. Yaratıcılık için temel olarak; merak
duygusuna, zekaya ( IQ ve EQ beraber tabii ki), üretme isteğine ( çalışkanlığa
) ve espri yeteneğine ihtiyaç duyarız ama bunlar yetmez hayalimizi hedefimiz
haline getirebilmeye…
Hayalle hedef arasındaki fark nedir?
EYLEMDİR…
Hayalin bizi zorlaması gerekir hedefe ulaşabilmek yani başarabilmek
için...
Peki başarınca?
Eğer onun kadar güçlü yeni bir hayal ( hedef ) bulamazsak, işte o zaman
sorun çıkar; bizi yaşama bağlayan, üretime iten gücümüzü yitiririz.
Hayal yoğun değilse yaratıcı olmaya gerek duymaz beynimiz. Eyleme
geçmeye üşenir, acaba neden?
Hepimizin beyninde “Retiküler Korteks” diye adlandırılan özel bir organ
var. Bu organın işlevi duyularımız tarafından algılanan her bilgiyi beynimizin
ilgili kısımlarına dağıtması.
Retiküler Korteksimizde özel bir faaliyete geçirme sistemi bulunur.
Retiküler Korteksimize belirli bir hedef için mesajı gönderdiğimizde, beynimiz
radarını o hedef için açar.
Bizim hedeflerimize ulaşmamız için algımızı hedefimiz yönünde
çalıştırır. Günlük aktiviteler içinde biz unutsak dahi hayalimizi
gerçekleştirecek fikirleri aramaya devam eder. Hedefimizle ilgili bir bilgi
veya fırsatla karşılaştığında anında bizi uyarır, hatta beyni alarma geçirir.
Maalesef bu inanılmaz organın küçük bir sorunu var, Retiküler
Korteksimize ve bilinç altımıza yeterince açık talimatlar vermezsek ne
aradığını bilemiyor, bilmeyince algılayamıyor, algılayamayınca bizi uyaramıyor.
Bizde hep bir şeyleri hayal ediyoruz ama çok ayrıntılı, renkli ve coşkulu
hayaller kurmadığımız için gerekli “ara-bul” komutunu vermemiş oluyoruz bu
değerli organa.
Demek ki yapılacak işlem çok basit, hayalimizi çok ayrıntılı, renkli,
gerçekleşebilecek boyutlarda, zaman kısıtları koyarak senaryolaştıracağız (
düşünsel olarak filme çekeceğiz ) Beynimizde bu filmi ara sıra oynatıp
düzeltmeler yapacağız ki buna “görselleştirme” deniyor. Bazı spor takımları hiç
antrenmana çıkmadan sadece bu teknik ile çalışıyor ve antrenmana çıkanlar kadar
hatta fiziksel antrenmanda yapmışlarsa diğerlerinden çok daha iyi sonuçlar
alıyorlar.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve düşünün ulaşmaya değer bir hayaliniz var
mı?
Bu hayali hedef haline getirmeye hazır mısınız?
Zor değil, bir kez başlayın gerisini beyniniz halledecek ama emrin
sizden gelmesi lazım.
Ne zaman geleceğini bilmeyi istemediğimiz o son ana kadar hayal
kurmaktan vazgeçmeyelim ve başardığımız her hedeften sonra onun yerini alacak
ondan daha zorlu bir hedef ( hayal ) yaratalım.
Gökkuşağı renklerinde hayallerimiz, başarmaya değecek hedeflerimiz, bizi
yaşama bağlayacak umutlarımız hiç bitmesin. Barışın, demokrasinin, insana ve
fikre saygının tam anlamıyla temel değerler olarak kabul edildiği bir dünyada
yaşama hayalimizi hiç yitirmeyelim.
Dostçakalın,
|